Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Rss Listesi
 

Datça Havadis - BU VATANIN EVLATLARI SURİYELİLER Mİ?


  Döviz Alış Satış
  Dolar 3.6185 3.6250
  Euro 3.2472 3.2687

MUGLA

   
 Online : 16
 Bugün : 313
 Dün : 426
 Toplam : 40996
 Ip No : 184.73.55.221
     





 
 
 

Erdem Yücel ¬

Erdem Yücel

 BU VATANIN EVLATLARI SURİYELİLER Mİ?
 Yazı Boyutu

 Tarih : 8.3.2017 - 17:04:12 


BU VATANIN EVLATLARI SURİYELİLER Mİ?


Memleketimizde akla ziyan işler oluyor dersek; sanırım yanılmayız… Türkiye'nin istatistiklerine göre nüfusu her yıl biraz daha artıyor, bunlara bir de ithal vatandaşlar (!) eklenince bir süre sonra neredeyse dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri olma yolunda hızla ilerliyoruz!
Balkan Savaşı yenilgisinden sonra oradan göçenlerin ardından mübadeleler ile Türkiye büyük bir göç almıştı. Demokrat Parti iktidarında Bulgaristan'dan gelenlerle Türkiye'nin savaşlar sonrası azalan nüfusu artmıştı. Oysa gelenler yabancı olmayıp soydaşlardı. Bunların ardından Türkiye her gelene kucak açan bir ülke olmuştu. Saddam'dan kaçanlara Turgut Özal sınırları açmış, kim oldukları anlaşılamayan bir yığın Arap, belki de PKK'lılar Türkiye'ye girmiş, bazıları vatandaş bile olmuştu. Ardından Afganlar, Orta Asya'dan, hatta Afrikalılar gelmişlerdi…
Yanlış politikalar sonucu; hiç yoktan Suriye batağına bulaştık. Bazılarının yapmayın, etmeyin Ortadoğu bataklığına bulaşmayın, bulaşırsanız içinden çıkamazsınız demelerine aldırmadan balıklama Suriye batağına girdik. Şimdi çıkmak istersek çıkabilir miyiz?
Sınırlarımızın güvenliğini anlarız ama bazılarımızın adını, yerini bile bilmediği El Bab'da ne işimiz var?
O bataklıkta ABD, Rusya, İran, Özgür Suriye Ordusu, PKK, PYD, IŞİD; daha doğrusu aklınıza ne gelirse var.
Tarih boyunca o bataklıktan başarıyla çıkan olmuş muydu? O da ayrı bir konu…
Suriyeliler ölümden kaçtılar, yaşamak için yurtlarını terk ederek Türkiye'ye sığındılar. Bazıları onları hor görmeyelim, kötü söz söylemeyelim, gelinlik kızlarını para karşılığı ikinci eş almayalım, düşük ücretle en ağır işlerde çalıştırmayalım, bu insanlığa sığmaz deseler de, buna kulak asan olmadı…
Şimdi ülkemize göç eden Suriyelilere vatandaşlık verilmesini isteyenler bile var… Suriye'den yurtlarını savunacak yerde kaçanlara vatandaşlık verilmesini isteyenler ve onlardan oy kazanacaklarını umanların olduğu sanılıyor.  Oysa kazın ayağı hiçte öyle değil…
Birleşmiş Milletlerin 28 Temmuz 1951 tarihinde imzaladığı ve 22 Nisan 1954 tarihinde yürürlüğe giren “Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşmesi”   1951'de önce Avrupa ülkelerinde gelişen olaylar sonucunda mülteci durumuna düşenlerin statüsünü düzenlemişti. Türkiye 24 Ağustos 1951'de imzaladığı bu sözleşmeyi 29 Ağustos 1961'de “Bu sözleşmenin hiçbir hükmü mülteciye Türkiye'de Türk uyruklu kimselerin haklarından fazlasını sağladığı şeklinde yorumlanamaz” şeklindeki çekincesini ortaya koymuştu. Türkiye buna ek bir protokol ile yalnızca Avrupa ülkelerinden gelenlere mülteci sıfatını vermeyi onaylamıştır. Bu da Avrupa ülkelerindeki Türk ırkından olanları kapsıyordu. Bu kararlar alınırken Suriye'den milyonlarca Arap'ın geleceği akla gelmemişti.  
Hangi akla hizmetse Suriyelilere kapıları açtık ve onların geldikleri, yerleştikleri yerlerde düzen altüst oldu.
Şimdi bazıları haklı olarak soruyor; Bu vatanın öz evlatları Suriyeliler mi?
Suriyelilere öylesine ayrıcalıklar tanındı ki, bundan böyle sıyrılması çok zor… Geçenlerde bir Türk öğrencinin Facebook'daki paylaşımı dikkatimi çekti. Bu paylaşım gerçeklerden yalnızca birini ortaya koyuyordu;
“Okuduğum üniversitede tanıdığım bir Suriyeli var. Bölüme sınavsız girmiş. Ben ise gecemi gündüzüme kattım. Benden daha fazla burs alıyor. Bana burs değil kredi veriliyor. Devlet yurdunda kalıyor. Bana devlet yurdu çıkmadı. Ayrıca devlet ona otobüs kartı vermiş. Şehir içi ulaşımı da ücretsiz. Ben ise para vererek ulaşımımı sağlıyorum. Şimdi bu vatanın öz evlatları onlar mı? Bizler mi?”
Bir başkası da:
“Sene 1989. Bulgaristan'dan göçmen kardeşlerimiz geldi. Hiçbirini dilenirken, kavga ederken gören olmadı. Tavşan gibi üremediler. Sadece çalıştılar. Ne iş bulurlarsa yaptılar.
Sene 2016. Suriye'den göçmen kardeşlerimiz (!) geldi. Her yerde dileniyorlar, plajlardan eksik olmuyor, kavga ediyorlar, ürüyorlar…”
Suriye'den ülkelerini savunmaktan kaçanlardan tutun da, parası olan, dilenen, hırsız, fuhuş yapan da geldi ve bizim düzenimizi karmakarışık etti. Bunların Türkiye'de son beş yılda beş binden fazla tekstil, oto kiralama, gıda içerikli şirketler kurdukları söyleniyor. Çoğu devletin her türlü olanaklarından yararlanıp vergiden muaflar.
İstanbul'da 700 bin Suriyelinin yaşadığı, Fatih'te, Bağcılar'da ayrı mahalleler oluşturduklarını söyleyenler var. Suriyeliler boyuna çocuk yapıyorlar. Türkiye'deki Suriyelilerin doğum oranları Türk vatandaşlarınınkini çoktan geçmiş…
Yılmaz Özdil'den öğrendiğime göre radyoları, gazeteleri, onlara hizmet veren hastaneleri, ecza depoları, tahlil laboratuarları, iş adamları dernekleri, emlakçıları bile varmış…
Sosyetik Suriyeliler, sokaklarda dilenen Suriyelilerden rahatsız oluyorlarmış!
Türk gençleri Suriye'de her gün şehitler verirken onlar bizim memleketi babalarını çiftliği gibi kullanıyor, bununla kalmayıp üstüne üstlük bir de vatandaşlık istiyorlar…
Suriyelilere tepkiler her geçen gün biraz daha gelişiyor. Sosyal medyada bir imza kampanyası başlatılmış; Türkiye'de bulunan 18-45 yaş arasın Suriyeli erkekler askere alınsın, belirli bir eğitim alıp memleketleri olan Suriye için savaşsınlar deniliyor… Üç buçuk milyon Suriyeli' den en az yirmi bini asker kaçağı, üç yüz bini de silah tutabilecek yaştalar…
Türkiye onlara başka hiçbir ülkenin yapmayacağı misafirliği gösterdi.
Sağlık hizmetleri bedava…
Ulaşım bedava…
Ellerinde devletin verdiği kredi kartları…
Kira yardımları da işin cabası…
Mehmetçik onların topraklarında savaşırken, şehit düşüp yaralanırken onlar bizim memleketimizde keyif çatacak, kumsallarımıza yayılıp keyif çatacak, zamparalık yapacaklar…
Merak ediyorum; Suriyeliler Türkiye'de kalsın mı diye bir referandum yapılsa, acaba sonuç ne çıkar?
Savaştan kaçmış bir millet misafir edilebilir ama tarihini savaşarak kanla yazan bir milletin vatandaşı edilmemelidir.


   
 
1 2 3 4 5   Puan Yok  
 Kaynak :  Erdem Yücel

 Kategori  Erdem YÜCEL

58 Kişi Tarafından Okundu.

Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Yazara Ait Diğer Yazılar

 

 



Mart 2017

Pts Sal Çrş Prş Cum Cts Pzr
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31
 
 





DATÇA KULİSİ | KÖŞE YAZARLARI | Aysel KIZILTAŞ | Nezih Ziya YALIMCAN | Erdem YÜCEL | Orhan KESKİNSOY | Yalçın UYSAL | Celal ERSOY | Güncel | Magazin | Gizlilik Politikası


 
   © Copyright - 2014-2017 Datça Havadis - Tüm Hakları Saklıdır.
Bu sitede Çilem.Net Yazılımı kullanılmaktadır.